Yeni Model Deprem Vergisi Şirketlerden mi Başladı? Kurumlar Vergisine “Ek” Gelmesi Eleştirildi

Deprem felaketlerinin öncelikle aramızdan ayırdığı onbinlerce can, ruhsal hasar ve ağır yıkımının yanında bir de büyük bir ekonomik hasarı bulunuyor. Türkiye’de 2021 yılı son sürecinden bu yana ekonomide yaşananlar herkesin malumu olduğunu bu durumun nasıl atlatılacağı sorgulanıyor.

Ülkede 80 milyon içinde hiç kimsenin bir krizin içinde olduğumuzu inkar edemeyeceği aşikar olurken, kimileri krizi fırsata çevirebilmiş olabilir. Ancak krizin altında ezilenlerin daha kalabalık olduğu biliniyor. 

Depremin yarattığı ekonomik sorunların çözümü için para gerekiyor. Üstüne üstlük 14 Mayıs’ta da yapılması planlanan bir seçim var. Geçmiş deneyimlerden bilindiği şekilde, devlet, böyle dönemlerde ek kaynak sağlamak amacıyla ek vergiler getirir. Bu dönemde ise hem kriz hem seçim vatandaşa ek vergi getirmeyi zor kılarken, şirketlere ek vergi getirilmesine karar verildi.

Ek vergilerin 1999 Marmara Depremi sonrası uygulandığını biliyoruz. Hatta bir kısmı halen hayatımızda ve halk arasında bu ek vergilerin adı “deprem vergisi” olarak bilindiğinden 24 yıl boyunca yaşanan her sarsıntıda nerede oldukları soruldu.

Dönem dönem ekonomi yönetimlerinin farklı cevaplar verdiği görüldü. Kısa ve net olarak; bu vergiler ‘Hazine birliği’ anlayışı üzerinden devletin kasasına girdi, çıkarken de devlet nereye, ne harcama yapıyorsa oraya gitti. Direkt depreme harcanmadı. Şu dönemde bununla ilgili yapılan çalışmalar bulunuyor. Ancak konumuz bu değil. Dönelim ek vergilere.

Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz, bu konuda detayları, ek vergi kararından önce yazıyor. 1999’da getirilen vergilerin bütçeye katkısını gösteren bir tablo sunuyor.

17 Ağustos depreminin vergi sistemi gelirlerinde yarattığı tahribata yönelik, GSYH içindeki vergi gelirinin payının 1998’de yüzde 21 olduğunu ancak, 1999’da bunun yüzde 13,8’e indiğini belirtiyor. Tabi 2000 yılında yüzde 15,5’e çıksa da eski seviyesini yakalamıyor. Bu azalışın hem ekonomik kayıplar nedeniyle hem de vergi terkininin etkisiyle olduğunu belirten Yılmaz, 4481 sayılı Kanun ile ihdas edilen vergi gelirlerinin 1999 yılı vergi tahsilatı toplamı içinde 100,8 milyon TL’ye, 2000 yılında ise 2,695 milyar TL’ye ulaştığını da ekliyor. 

Ek vergilerin gelirlerinin 1999 yılında vergi gelirlerine oranı binde 1 bile değilken, 2000 yılında yüzde 10,2’si olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca ek vergilerin 2000 yılında Türkiye GSYH’sinin de yüzde 1,57’sine ulaştığını söylüyor. Kaynak: 17 Ağustos depreminin ‘Ek Vergileri’ 6 Şubat depremlerinde karşımıza çıkar mı?

Kurumlar Vergisinin toplam vergi gelirleri içinde 1999’dan 2023’e oransal değişiminin yüksek olduğu görülürken, uygulamanın hukuk dilinde “makable şümul” yani karar verildiği tarihten öncesine uygulandığına da dikkat çekiliyor.

Kurumlar vergisi mükellefleri ne diyor?

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, depremlerin ülke ekonomisi üzerinde oluşturacağı yükün tüm toplumu etkileyeceğini ancak, kaynak oluşturmak için ilk akla gelenin ‘geriye dönük’ ve özellikle ‘yatırım teşvikleri’ üzerinden uygulanmasını üzüntü verici bulduğunu belirtiyor. Ekonomim’de yer alan açıklamaya göre, böyle uygulamaların gelecekte de yatırımcıların iştahını olumsuz etkileyeceği belirtilirken, EYT ödemeleriyle birlikte şirketlerin daha zorlanacağına da dikkat çekildi.

Gelir vergisi mükelleflerinin dahil olmadığı düzenlemede Türkiye’de yaklaşık 90-100 bin şirketin ek vergi ödeyeceği hesap ediliyor.

Abdullah Tolu’nun kaleme aldığı, Şirketlere ek vergi sürprizi! başlıklı yazıda da, iş dünyasında yoğun bir şekilde 2022 yılına ait matrah ve vergi artırımı beklentisi oluştuğuna değinilirken, ‘kurumlar vergisi beyannamesinde istisna ve indirim beyan eden şirketlerden’ bir kerelik yüzde 10 ek vergi alınması kararını yorumladı. 

Geçmişe yönelik uygulanacak olan ek vergiye tepkinin büyük olduğu ve düzenlemede “zarar olsa dahi indirilecek istisna ve indirimler”, “kazancın bulunması halinde indirilebilecek istisna ve indirimler” bölümlerinde görülen kazançlardan indirilen tutarlara uygulanacak verginin bunlardan yaralanmayanların ödemeyeceği belirtildi.

Ek verginin alınmayacağı istisna ve indirimler de var ancak çok teknik konular ama dikkat çeken bir kısım var: KKM hesaplarından sağlanan kazançlardan ek vergi alınmayacak.

Bir de ‘Cumhurbaşkanınca başlatılan yardım kampanyalarına yapılan bağış ve yardımlar’ ile ‘Türkiye Kızılay Derneğine ve Yeşilay Cemiyetine yapılan nakdi bağış ve yardımlar’ vergiye tabi değil. 

Ek vergi şirketlerin vergi yükünü yüzde 10 artırırken, şirketlerin eleştirilerinin başında ‘geçmişe dönük olarak vergi ve benzeri mali yükümlülükler getirilemeyeceği’ bulunuyorBir de ‘yatırım teşvik belgesi kapsamında yatırım yapıp indirimli kurumlar vergi uygulamasından yararlanan yatırımcıların’  bu ek vergi ile cezalandırıldığı düşünülüyor.

Uzmanlar ve vatandaşlar sosyal medyada bu durumu bolca tartışırken,

Eleştirenler kadar,

Düzenleme hakkında bilgi verenler de olurken,

Ek vergilerin 1999 benzeri şirketlerden sonra bireylere gelip gelmeyeceği de tartışıldı.

14 Mayıs’ta seçim olmasının halkı bir nebze ek vergi yükünden koruduğu görüşü de öne çıkarken,

Münferit uygulamalarda vergi artışı yapılabileceği de düşünülüyor.

Vergi uzmanları uygulamanın detaylarındaki,

Üretim ve yatırım yapanlara yönelik kısmı eleştirirken,

KKM için verilen istisnalarda ek verginin uygulanmaması,

Dövize kaçış olmaması için yapılmış olunabileceğini düşündürdü.

Deprem bölgesindeki şirketlere uygulanmayacak olan ek vergi düzenlemesinde,

Sizin yorumunuz ne olur? Yakında bireylere de Özel İletişim gibi ek vergiler gelir mi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir